Osmanlı’da Gelinlik

Osmanlı'da Giyim Kuşam

Son dönemlerde tarihe, özellikle de Osmanlı tarihine ilgi epeyce arttı. Bunda hiç kuşkusuz beğenilen ve rating rekorları kıran “Muhteşem Yüzyıl” dizisinin de etkisi büyük. Valide Sultan Ayşe Hafsa’dan Haseki Sultan Mahidevran’a, Hurrem Sultan’dan hünkarın kız kardeşi Hatice Sultan’a kadar dizideki bütün karakterlerin kıyafetleri ve aksesuarları çok beğenilmekte; hatta dizinin ilk bölümlerinde olay yaratan “Hurrem Yüzüğü”nü hatırlayın! Konuyu merak eden ya da kına gecesinde böyle bir konsept uygulamak isteyen gelinler olabilir aranızda. Bu yüzden sizlerle Türk-İslam Eserleri Müzesi Etnografya Seksiyon Şefi Sebahat Gül’ün Skylife dergisi Mayıs 2002 tarihli sayısında yer alan konuyla ilgili yazısını paylaşıyoruz. Bu arada dizinin ilerleyen bölümlerinde Pargalı İbrahim Paşa ile Hatice Sultan’ın düğünü yer alacak. Hatice Sultan rolünü onayan Selma Ergenç’in

Hürrem Yüzüğü

modellik yaptığını göz önünde bulundurursak ne tarz bir kostüm olursa olsun başarıyla taşıyacağını biliyoruz. Nasıl bir kostüm giydireceklerini de merakla bekliyoruuuuuz!! Sebahat Gül’ün yazısını okumak ve o dönemlerde gelinlerin ne giydiğini öğrenmek için devam ediiin ;)

.

RENKLER DEĞİŞSE DE DÜŞLER AYNI

Osmanlı gelinliğiOsmanlı Gelinlikleri. Osmanlı geleneği gereği simli, pullu, işli giysiler ayıp sayıldığından genç kızlar, genellikle sade elbiseler giyerdi…

Giyim, insanların tabiat şartlarından korunmak amacıyla örtünme ihtiyacından doğmuştur. Başlangıçta basit bir şekil sergileyen örtünme, insanların gelenekleri ve ferdî zevklerinin sonucu gelişmiştir.

Türk giyim ve kuşamı; uzun geçmişi, yayıldığı geniş coğrafî alanı, kültür etkileşimi ve inanç sistemlerinin etkisi ile oluştu. Bu değişim içerisinde tüm dönemlerde kadının en önemli tören giysisi, hiç kuşkusuz gelinlik oldu. Gelinlik için seçilen model, renk, kumaş değişse de amaç hep aynı kaldı.

Osmanlı geleneği gereği, simli, pullu, işli giysiler, ayıp sayıldığından genç kızlar, genellikle sade elbiseler giyerdi. Kadınların süslü giyinebilmelerinin yolu; evlilikle başladığından, ilk gösterişli elbise olan gelinlik, her zaman önemli bir giysi oldu ve gelinin diğer kadınlardan farklılığını belirtmesi açısından da önemsendi. Gelini diğer kadınlardan farklı kılan, gelinliğin yanı sıra gelinliği tamamlayıcı gelin başı, duvağı ve aksesuarlarıydı.

Dönem modasını yansıtan pahalı kumaşlardan yapılan gelinlikler, gösterişli ve süslüydü. Saray, hanedanlık rengi olarak kırmızı rengi benimserken, halk kırmızının yanı sıra mor, mavi, pembe gibi canlı renkleri tercih ediyordu. Gelinin yüzünü örten duvak, kırmızı idi. 1870′lerden sonra Batı etkisiyle daha açık renkte gelinlikler giyilmeye başlandı. Beyaz kumaştan gelinliği, ilk kez 1898′de Kemalettin Paşa ile evlenen II. Abdülhamit’in kızı Naime Sultan giydi. Sarayda başlayan ve zamanla yaygınlaşan beyaz gelinlik, 20. yüzyılda vazgeçilmez oldu.

Osmanlıda işlemeOsmanlı devrine ait kadın giyimi ve gelinliği, yaşanılan hayat tarzına paralel saray, şehir ve kırsal kesim gibi grupların kendilerine özgü kuralları, gelenek ve göreneklerine göre kullanılan değişik boya, dokuma, işleme ve modellerle zenginleşti. Osmanlılarda düğünün kaç gün süreceği, evlenenlerin sosyal statülerine göre değişim göstermekteydi. Düğünün her gününde farklı bir kıyafet giyilirdi. Kına gecesinde ve gerdek günü için farklı kıyafetler, gerdek ertesinde ise, ‘paçalık’ tabir edilen bir kıyafet giyilirdi.

Kadınların başlıca giyim eşyaları; şalvar, hırka, gömlek, entari ve kaftanlardı. Şalvarla giyilen entariler, Türk kadın giyiminin en eski örneklerini teşkil eder. Peşli entari, belden aşağı doğru etek kısımları genişletilerek biçimlenir. 18. yüzyıl başlarından itibaren bu entarilerin yaka açıklığı, kol kesimi, etek boyu, elbisenin bedene oturması gibi model değişiklikleri, 19. yüzyıl ortalarına kadar etkili oldu.

Osmanlı yatak odasında gelin19. yüzyılın başlarında üç etek ve dört etek denilen modeller, gözde oldu. Üç etekler; yanları yırtmaçlı, önü açık, belden birkaç adet düğmeli, boyu yere kadar olan entarilerdir. Üç etek, 1875′lere kadar etkiliydi ve kırsal kesimlerde 20. yüzyıla kadar kullanıldı. 1867′de Sultan Abdülaziz’in Avrupa seyahati dönüşünden sonra üç etek ve şalvarlara gençlerin rağbeti azaldı, iki etek entari modası görülmeye ve Batı modasının etkisi hissedilmeye başlandı.

Entarilerin dört peşli, dolama, topuk döven, kumru yaka, hâkim yaka, çantalı, kutu içi gibi değişik adlarla anılanları vardı.

Bir Osmanlı modeliBu entarilerden sadeleri günlük, ağır işlemelileri düğün, tören kıyafetleri ve gelinlik olarak kullanılırdı. Bu entariler; umumiyetle kadifeden yapılmış, baştan geçmeli, beden kısmı vücuda göre olan uzun giysilerdir.

Yakası yuvarlak ve önü bele kadar açıktır. Yakanın açığından, içe giyilen helâli gömlek görünür. Bu entari ile başa krep veya yemeni örtülür, bele gümüş kemer takılır.

19. yüzyılın başlarında çoğunlukla mor ve bordo kadifeden yapılan, üzerine dival işi tekniğinde sırma ile çeşitli bitki motifleri işlenen ve “bindallı” adı verilen elbiseler, gelinlik ve tören kıyafeti olarak tercih edildi. Kırsal kesimde, aynı tarz işleme ve kumaşlar kullanılarak şalvar, ceket olarak giyilirdi.

Bir Osmanlı modeliII. Abdülhamit döneminden itibaren büyük şehirlerde bindallı elbiseler yerini, Batı etkisindeki uzun etek ve ceketten oluşan takımlara bıraktı. Etek-ceketler; atlas, tafta ve münakkaş gibi ipekli kumaşlardan yapılırdı. Atlas kumaşa bindallı tarzında yapılan ve oldukça uzun kuyruklu olan etek ve korsajlı ceketler, ilk örnekleri oluşturmuşlardır. Bu gelinlikler, daha sonraları yerlerini, tafta ve sim dokumalı ipekli kumaşlardan yapılan uzun, kloş etekli, korsajlı, balenli, vücudu saran, üstlü, pelerinli kıyafetlere bıraktı. Bu giysilerle krep oyalı baş örtüleri, renk ve işlemeye uygun olarak, diz hizasında ve bele oturan içi kürklü kadife mantolar olarak kışın giyilirdi. Giysinin aynı rengi ve işlemesine uygun olarak kumaş ya da deri ayakkabı ve çantalar kullanılırdı. Giysilerdeki batılılaşma, ayakkabı modellerine de yansırdı.

Osmanlı dönemindeki genç kızların hayallerini süsleyen gelinlikler, bugünün genç kızlarının da düşlerini zengin kılacak nitelikte.

Yazan: Sebahat Gül, Türk-İslam Eserleri Müzesi Etnografya Seksiyon Şefi.
Skylife Mayıs 2002

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Twitter Digg Delicious Stumbleupon Technorati Facebook Email

Trackbacks/Pingbacks

  1. Hatice Sultan ve Düğün Kıyafeti | 2010 - 2011 Gelinlik Modelleri, Abiye, Düğün, Nişanlık, Gelinlik - 05 Mayıs 2011

    [...] Sultan ve Pargalı İbrahim Paşa’nın dillere destan düğünleri gerçekleşti. Daha önce burada bahsettiğimiz gibi o dönemlerde gelinlik için henüz beyaz renk kullanılmaya [...]